31 Ekim 2015 Cumartesi

zaten

Hep güçlü olmak zorunda- olarak yaşamak hali. Nefesin kesilir, burnun doludur, olamadığın ne kadar yer varsa -hepsi- huzurludur hani. Sen balkondan gökyüzüne sonra belki ışıkları hala yanan insanların yaşadığı duvarlara bakarsın.-virgül olmalı mı?- Hep güçlü gözükmek zorunluluğu. Hayır ağlamıyorum. Ben zaten ağlamam. Ben ağlarsam-hayır ben ağlamam. Aklım gidiyor. Bakın aklımı tutamıyorum. Hep aynı gidiyor sanki ama gidince duracak yeri de yok. Etrafında tur atıyor. Elle tutalacak bir acın yoksa neye üzülürsün sorunsalı. Ben zaten üzülmem. -eğer birgün üzülürsen.. -hayır ben üzülmem. -yine de aramak istersen.. -ben aramam. Balkonundan bile bakamadığım bir evde yaşıyorum bak. Bir yerlerde birilerinin ışıkları yanıyor. İçlerinde. Duvarlarında. Sayfalarında. En son ne zaman birini aradım gönül rahatlığıyla hatırlamıyorum. İnsanlar çok üzgün olduklarında, gerçekten ama, ölecekmiş gibi olur musunuz hiç. Başka bir insanı arayıp ne söyler. Ne söylemeli. Ben bilmiyorum. Ben insanlarla yaşayamıyorum. Somut olarak. Başka bir insanla aynı evin içinde barınamıyorum. -emin misin? Hafızanı tazele. -hafızamı geçenlerde benden daha çok ihtiyacı olan birine verdim. Bunu kutlamamız gerekiyordu. Ne diyordum. İnsanlarla nasıl yaşanılır bilmiyorum. Suyu hep kendime dolduruyorum. Yemeği tek kişilik yapıyorum. Sadece kendi çamaşırlarımı yıkıyorum. Çarşafları değiştirmem gerekiyordu. Nasıl başa çıkıyorsunuz bilmiyorum. -çıkamıyoruz. -alışmak mı? Ne kadar alışabilirsin ki? Çaresizlik hep orada odanın en göremediğin ama en emin olduğun köşesinde otururken. Gözümde kirli bir köşe canlanıyor. Tozlu. Orada durmuş, öfkeli bana bakıyor. Canını kasten yakmışım gibi. Sert. Çaresizliğin öfkeli mi olması gerekiyor. Sonra bütün o sorumluluklar. Kenan yararın çöpleri gibi beliriyorlar gözümde. Tavandan sarkmış sana onları hatırlaman gerektiğini hatırlatıyorlar. Ben iki kişilik yemeğin ayarını tutturamıyorum. Hep kötü oluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder